9 Ekim 2010 Cumartesi

" lanet "

Güneşim ;
dert otağım cefakar yoldaşım…
Görüyor musun oğlunu?
yine seyyahlığa soyundu ; bilinmezlere doğru yelken açıyor!..
Yorgun gözlerimden mi
bakıyorum bu hayata?

Yoksa yorulan ruhum mu bilemiyorum!..Hallerim iyi değil güneşim! Andırıyor sonbahardan hallice kışa yaklaşan günleri… Kırdığım kişilerce lanetlendiğime hiç şüphe yok artık!

Bu öyle bir lanet ki; önce gel diyor gel mevlana misali ,sevdiriyor kendini, alışkanlığa giden yolu açıyor!..
Sonra işte tam da o anda :
-Sevgiyi buldum!
-Mutluluk yakındır!
-Yarınlarım sevgi dolu…
diyemeden üç nokta ile sonlanıyor,
satır başında; izbeden değil, tam karşıma beliriyor:

“LANET!..
Sırıtıyor küflü dişleri ile, belli ki daha nicelerinin umutlarını elinden almış, küstahça beni selamlamakta…
Uzun süren kesişmemizde; aşağıdan yukarı süzüyor sefil bedenimi! Bundan anlaşılıyor ki; düşman bu kişi, çünkü ayaktan başlıyor kem göz yapmaya!..
Yaklaşıyor final yapmak üzere:
-Sen diyor SENNNN!..
Bunca tebessüm kafi sana!Alıyorum tebessümünü,adına yaraşan tekilliğe mahkum ediyorum seni!…Artık lanetlendin sen oğul! Ve sevmek yasaktır artık sana! Türevlerin de dahil olmak üzere bundan sonrası yok! Başlangıç hiç yok! İşte bu bilinmezlikte; yok olamadan, sevemeden, senin gibiler ile çürüyecek ve zamanı geldiğinde yerimi alacaksınız! Lanetten ancak zebani olarak kurtulabilirsiniz yani ben olacaksınız bir nev’i!..Sevgi hırsızlığı yapacaksınız! Çaldığınız kadar güçlenecek ve zebanilikten kurtulmak için sevgiyi hor kullananlardan çalacaksınız, hırsızlık kotasını doldurmaya mecbur bırakılacaksınız!
İşte şu an başladı LANETİNİZ !…

Zaten vazgeçmiştim güneşimden, o da hiç üstelemedi; artık bıkmış olmalı ki uzatamadık vedalaşma seremonisini! Görüşmek üzere diyemedik ; gün kararlaştırmadık ama; yeniden buluşmaya söz verdik diyelim biz buna! Lanetlenmiş de olsam,ona ihanet ederek karanlığı seçmiş de olsam, ne kadar kızsak da birbirimize;
baba oğulsuz , oğul onsuz olamaz ve sevemez!..
Zaman sadece zaman! Ne zaman? İşte o belirsiz üstad!
Şimdi yok olma zamanıdır, Lanet bizi bekler!..
Bu hayattaki yeni rolümüz sevgi hırsızlığıdır artık!..




güneşim doğum da tan ile hasım,
batımda seher ile hısım!..

gün ortasında
yarımlık bir ben!

ne tan ne de seher,
varlığımdan bihaber çekişmekte!

karanlığa müptelalık
artık hiç de zor değil!

ışığa ikame edilen zifirilik ile
karşılanan yeni şafak vakitleri!..


gönül bile görmek istediğinde
o dahi ışığın lanetinde!

güneş vasfından yoksun
umarsızca doğup batmakta!

karanlık hanidir galip
güneşin zaafını kullanmakta!

elime zor bela tutuşturulan
güneş dahi son deminde!

son parıltısını sunan güneş
intikal ediyor ebediyete!

kafa omza yakın
gözler lanetin etkisinde!

gitmelerden usanmış el;
iki yana ile elvedada!

hoş geldin lanetim,
merhaba!..




f.ferdi durusulu

5 yorum:

  1. yİNE SÜPERSİN. BU HALLER SANA ÇOK YAKIŞIYOR BİLESİN :)

    YanıtlaSil
  2. ama ben yakıştırmıyorum kardeşime:( yazı harika am bu ruh halinden çıkmalı kesinlikle

    YanıtlaSil
  3. bu karanlığı seçme sebebini sevmedim.

    YanıtlaSil
  4. Sevgi aranır mı? alınır mı? satılır mı? içimizde mi dışımızda mı nedir?

    kendi pencereni aç/ yık dar kapıyı! ve Doğ güne...Sevgini parlat Güneşin oğlu :)

    YanıtlaSil

"yorumlayınız,yorunuz,yordurunuz efendim"