25 Aralık 2009 Cuma

misketim ,misketlerimiz....

dude’ün çocukluğundaki zamane oyunlar;
“ misket oyunu“
chapter I

enüstdeolandipnotcuk:yazının bu kadar uzun olması bu oyunu bilmeyen yeni nesil çocuklar içindir,oyunu bilenler için ızdırap olacaktır yazıyı tamamlamak farkındayım! bağışlayın dostlarım (:

bilyelerim vardı benim hem de renklerini göğün kuşağından alan bilyelerim..
teknolojiden bi haber geçirdiğim 80’li yılların çocukluğu; o sosyalleşmenin ,o saflığın, o komşuluk ilişkilerinin en şahşahalı olduğu döneme rastlardı.. darbeden yeni çıkmıştı ülkem, ve biz özgürleşme yolunda küçük ve yoksul mahallemde yeni ve yenilikleri görerek büyüyorduk tıpkı garip ülkem gibi.. o günlerde tanışmıştım “kahrolsun faşizm,tek yol devrim” yazıları ile..o dönemde anlamazdım adı geçen yazıları,anlamı nedir bilmezdim,şimdi o zaman ki büyüklerin parka ve dudağı göstermeyen bıyık şekillerinden bir anlam verebiliyorum.. oyun alanımızda kırmızı ve bir an önce ala acele bitirilmiş bir yazı vardı .kaybolmaya yüz tutmuştu, bir kısmı kireçli boya ile kapatılmaya çalışmış ama becerilememişti.bu yazılar önündeki alan bizim için öyle kutsaldı ki;en güzel anılarımız orada geçmişti.misket oyunu da bu alan için biçilmiş kaftandı .yıl içinde kendimize oyun mevsimleri belirlemiştik. ilk bahara denk geliyordu misket oyunu da.. bunun yanında çivi,kuka,beyzbol(kuralları kendimizin belirlediği bir oyundu ),ilik vb..yazı dizisinde; bu örnek verdiğim oyunlara da ileriki günlerde yer vermeye çalışacağım…baharın ilkinde ,çocukluğumuzun en nadide öğelerinden olan bilyelerimizi çıkarırdık gün yüzüne.. cemreler düşmeye başladığında bizde misketlerimizi havaya atar ve güneş ile tapınma ayinini gerçekleştirir gibi oyun için hazırlanmaya başlardık..kış günlerinde soba başında geçen kestane kokuları ile kendini iyici bahara hazırlamış olan bilyelerimiz tam anlamıyla oyuna hazırdı ,tıpkı bizler gibi.. kimse oyun tarihini bilmezdi, herkes sözleşmiş gibi aynı anda kutsal mabedinden bilyeleri çıkartır ve oyun sahasına gelirdi.şen kahkahamızdan mı, kaybederken mızıkçı yanımızdan mıdır bilinmez, seslerimizden oyunun başladığını tüm mahalle erbabı duyuyordu..misket oyunu herkesin oyuna aynı miktarda bilye ile katıldığı,bilyeleri aynı sıra düzenine getirdiği ve başlangıç noktası itibari ile belirli bir mesafeden bilyelere atılan nesnenin bilyeleri vurması ile peşi sırasının toplanması ile oynanan zevkli bir oyundu.bilyeler genelde camdan yapılma olurdu. tek tip olanlar tek bilye sayılır, bunun yanında mika dediğimiz kemikten yapılma siyah ve beyaz incilere benzeyen bilyelerde olurdu.kara olan burada da aklığın önüne geçemezdi.kara olan kemik 5 sayılır ak olan kemik ise 10 bilye yerine geçerdi. herkesin amacı o bilyeleri ele geçirmekti.bilyelere atılan nesneler genelde,misket, taş mermer vb oluyordu . bu konuda ben diğerlerinden ayrılıyordum.dedemin ayakkabıcı olmasından dolayı bilyeleri vurmak amacı ile bir nesne icat etmiştim.ayakkabı boyası kutularının kapağını nesne olarak kullanıyordum. oyuna başlamadan bir gün evvel kapağı bir güzel oyuna da hazırlıyordum.içine toprak koyuyor ve su ile katmerleyerek kurumasını sağlıyordum. böylece yuvarlak olan nesne hacim kazanıyor ve misketleri tam 12 den vurabiliyordum..(: oyun için seçtiğimiz alanda her yaştan olmasa da bizden azca büyük birkaç kişi ile, 10 civarında arkadaş ile başlıyorduk. herkes elindekince oyuna dahil oluyordu.misket oyununda kimin nerden oyuna başlayacağı ve atacağı mesafeyi seçmek için nesneleri elinden uzağa atıp kendince bilyeleri vurma mesafesini belirliyordu.aramızdaki atışmalar daha oyun başlamadan oluyordu.kimse ilk atmayı istemezdi. genelde ilk atacak sırası bizden yaşça küçüklere verilir ,onlar da kendi aralarında taş ile yaş mı? kuru mu? atışı yaparlar ve oyun bu ilk atış ile başlardı.sonra sıra bizim atmamıza gelir ;ancak bu seferde kim hızlı son derse onun son atacağı olaya gelinirdi:son , fin .. neticede kara fin diyen son atış yapmaya nail olurdu . son atmanın verdiği avantaj ; son atan nesneyi en ileriye atıyordu ve neticede de misketlere ilk atışı yapan o oluyordu. o zamanlar son olan ilk oluyordu.ben nesnemin avantajına da güvenerek nesneyi en ileriye atar ve ilk olurdum.. sonra nesne elimizde sıralar halinde görünürdü,toprak ananın üzerinde parıldayan rengarenk bilyeler ışıldamaya başlardı. göz ucu ile ayarlamayı yapar hafiften dizlerimiz büker ve miskete en yakın oyuncuya sorardık baş hangisi bakalım? o söylerdi; baş sağdaki veya soldaki...ve sonrasında atışı gerçekleştirirdik. en sevdiğim sahne baş noktadaki bilyeyi vurmak değildi . başın ardındaki miskete tumba derdik biz,ne olduğunu hala bilmiyorum ama adı çok güzel geliyor hala (: tumbayı vurunca ardındaki misketleri toplar ve sadece baştaki tek misket kalırdı. işte o an benim an’ım olarak bilinir (: tumbayı vurup nesnenin ardından sanki biri misketleri alacak gibi koşar ve tek misket kalmak suretiyle hepsini toplar , arkadaşlarımın suratındaki tek miskete kalmış hallerini görüp hıh der ve gülerdim (:oyunun galibi günden güne değişir yenilen yarını da var bu işin diye teselli olurdu . galip olan havalara uçardı, koşarak eve gider annesine gösterirdi ,anne bak bilyelerime bunlar yeni şunları şunları yüttüm diye böbürlenirdi(ben çok yaptım bunu galiba diğerleri de yapmıştır)sonra eve alırdık bilyeleri bahar ayı yerler çamura aşina olduğundan misketler kirlenmiş olurdu.yarına hazırlamak için ,bilyeleri o soğuk suyun altında yıkar ve o yıkarken birbirine değince çıkan ses içimizi ürpertse de yılmadan devam ederdik.misketler sayılmaya başlanırdı o ara ,karşı taraftan yütülen misketler ayrılır kendi misketlerine katılmazdı.arada darbelerden kırılmış bilyeler ayıklanır ve oyun için ilk hamlelik bilye yapılırdı.günler böyle devam eder ve misket oyunu bir sonraki oyun hakim olana kadar başladığı gibi bir anda biter ve seneye çıkmak üzere saklanırdı..

yani güzel dostlarım ilk baharları böyle güzel yaşardık biz , yazarken yaptığım delilikler aklıma geldi şu an yüzümde anlamsız bir tebessüm var , girmeyeyim şimdi o konulara..
o günlerde güzeldi ,bu günler de güzel diyerek zühürt tesellisi yapayım kendime..


f.ferdi durusulu...

6 yorum:

  1. Çocukluğumuzun oyunu. Tekrar hatırlattığın teşekkürler dude

    YanıtlaSil
  2. rica ederim martım ,uzun oldu biraz ama
    mecburen uzattık dipnotcuk da
    belirttiğimiz üzre (:

    YanıtlaSil
  3. gerçekten güzel yazmışsın , benim de ürpermediğim olmadı misketleri yıkarken...sanki az önce okuduğum satırlarda tekrar elime aldım da misketleri oyalandım onlarla...teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. tşk ederim gökhan dostum
    bloğa yeni bakabildim
    eski yazılarıma da yorum bırakmışsın
    onlara da bakıyorum hemen (:

    yazının uzunluğunu görüp tamamladığın için ayrı bir parantezde tşk ederim (:
    o sese hasret kaldık ,yaş geçti nihayetinde
    bilyeler&biz; aynı anda ışıldarız
    cama benzeyen gözlerimiz ile..

    YanıtlaSil
  5. Çocukluğuma götürdün beni genç dostum :)Kız çocuğu olmama rağmen bende oynardım misket:)Hala evimizde bir torba misket var oğlumdan kalma :)Ama en favori oyunum çelik çomaktı:)
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  6. ne mutlu bana dost ablacığım (:
    misketlerimiz bize kalan mirasımız oldu
    çelik çomağıda anlatacağım ileri ki günlerde
    yazı uzun olmasına rağmen okuduğunuz için ayrıca minnettarım (:
    sağlıcakla kalın
    mirasımız çocuklarımız için..

    YanıtlaSil

"yorumlayınız,yorunuz,yordurunuz efendim"