10 Aralık 2009 Perşembe

"aristo&iskender&diojen..."




İskender;
günlerden bir gün
dersler aldığı hocasına demiş ki;
-hocam var mı senin de bir hocan?
hocası da ,hocaymış hani,
koskoca “Aristo”
Aristo, demiş ki:
İskender,
var benim de hoca olarak gördüğüm ,
sevip saydığım bir büyüğüm,
lakin; anadolu da yaşar…
gidelim demiş İskender,
yola koyulmuşlar
sinop’a doğru…
demiş hocam, demiş Aristo;
bir fıçının içinde yaşar,
ismi : “diojendir”
bu dünyadan çekmiştir, elini eteğini
paçavralar içindedir,
bir su kabı vardı eskiden,
lakin ;
bir gün çeşmeden
su içen cocukları görmüş;
eli ile içtiklerini görünce,
onu da atmış elinden...
deniz kıyısında ,
hiçbirşeyi olmadan
yaşar "diojen"…
derken sinop’a varmışlar
kıyıya,kıyaya gitmişler,
atından inmiş iskender!
bakmış fıçıyı görünce,
parlıyan zılgıt kocaman kırmızı pelerini
ardında aristo ve yüzlerce atlı askeri
ile beraber yanaşmış fıçıya;
bakmış, içinde;
yaşlı paçavralar içinde “diojen”..
sen demiş, İskender:
-sen dile benden ne dilersen?
ben dünyanın hakimi
“Büyük İskender!!!”…
diojen şöyle bir bakmış ,
kafasını kaldırmış,
iskenderi süzmüş,süzmüş…
demiş ki… :
"gölge etme başka ihsan istemem"...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"yorumlayınız,yorunuz,yordurunuz efendim"