22 Temmuz 2009 Çarşamba

Ey gidi Konstantin'in şehr-i ey !!



Ey gidi Konstantin'in şehr-i ey !!
hediye ettin buraları bizlere,
ne de iyi ettin
şimdi senle sohbetimize başlama zamanıdır..

Az önce geldim yanından,
üzerimde kokun var;
henüz taze taze iken
kağıdıma aktarayım istedim…

Beyazıt meydanın ile başlamak istedim bu sefer
amacım daha yakınen tanımaktı seni ,
istiyordum ki sen de beni sev
platonik olmaktan çıksın artık bu vaziyet!!
Sevdiğimden ayrılırken çok zorlanmıştım,
herkesi kıskanır bir tek sana ses çıkarmaz
bilirim sana olan aşkım tarifsiz…

Beyazıt da derin bir nefes alıp
göğe baktım umarsızca..
Etrafımda tam tur dönüp
seyre daldım semazenlar misali ,
Ezelden beri çok severdim bu hareketi,
kuşlar benden nefret ediyordur,
buna şüphem yok ,
tabi bir de yem satan yaşlı teyzemiz!
Bana öyle bir kindar bakış fırlattı ki
tam tur ikinci defa tekrarlanamadı
anladım hemen ,geri adımı atıp..
küstahça baktım kafam yukarıda
Konstantin seviyordu bu hareketimi dedim
Ama anlayamazdı emekçi teyzemiz …

Beyazıtt’tan tek ayağı yarım büküp
eğilerek vedalaştım...
çarşıların çarşısına yol almak
eski günleri yad etmek zamanı idi,
kapı çok hangisi hangisi diye
o piti piti diyecek yaşı çoktan geçip
en yakın olandan dalmıştım içeriye
kapalı çarşım
kuyumcuları deli etmek ile özdeşti
turist numarası çekmek
her zaman kabul görmüştü burada ..
Sonra en beklenmedik anda
lehçe taklidi ile;
gurban ne gadder bu 5 denesi 1 yeride olanler
kuyumcu zaten bunalmış kriz ayağına ,
çatacak yer arıyor
hafiften topuk yapıp
çarşı içlerinde dolaşan çinlilere fuck you china fuck… fuck… :)
Diyerek yapılan rahatlama ile çarşı çıkışına gelinmişti ,
konstantin uzun süredir kapalı çarşısında
bu kadar şen kahkaha seslerine
öyle hasret kalmıştı ki
birazdan yerebatan da kahkahasını
gözyaşı misali sarnıçtan dökecekti :)
O kadar gez toz sarnıça gelince a
dam akıllı bir poz yakalayamadan
Fulu fulu resimler ile dön :(
acele edip sular kafana damlamadan,
medusa aniden çıkabilir korkusu
taş kesilebilme ihtimali ile
Ayasofya ya yandan kaçış :)



Konstantin burada bana dargın
saygı gösterilmediği için,
ayasofya mevzü bahis olunca
hak veremeden edemiyorum…
haklı olunca da özür dilemek pek de makul olmuyor ,
dilesende formalite yerine getirilmiş oluyor
sadece o anlık stresten kurtuluyorsun...

Bakıyor konstantin ;ben de üzülüyorum,
suçum olmadığını görüp:
Minareye ne gerek vardı be güneşin oğlu
benim olanı neden değiştirdiniz!!
Bazınız müze, bazınız camii der ,
ben şehrimde ikilem istemiyorum diyor
sözcükler boğazında düğümleniyor ,
fark edip susuyorum hemen, haklı ...
edeceğim bir gaf ilişkimizi ilk başladığımız yere götürebilir…
usulca uzaklaşıp Sultanahmet’e doğru gitmek istiyorum
konstantin kendine gelmiş
bak diyor şu güzelliğe gir ve
benim gösterdiğim yere yönel
engelin önüne ilerle,
şu şipşakcıları geç, sola yönlen,
pencere balkonuna otur diyor…
Gözlerimi kapatıp usulca esen rüzgarda
meditasyona dalıyorum dakikalarca,
gözümü açtığımda konsatntin öyle mutlu ki
benim huzurum onun mutluluğu olmuş
bu doruk noktasını sarayburnu ile taclandırmak istiyor,
gülhane parkımdan, kalmayan ceviz ağaçlarımın arasından geçerek
zirvede noktalayacağız şehr-i mi diyor...
Kafamla olur verip huzur dolu uzaklaşıyorum
Sultanahmet mabedinden ...
ama ruhum orada
pencereden dışarı seyre dalmış rüzgar ile sevişiyor
Ayaklarım kararsız
konstantinide kıramayıp
gülhane parkına adımını atıyor zor da olsa
Kusursuzluk bu olsa gerek
üst üste sergiliyor performansını konstantin
Yeşilin tonlarını sevdiğimi
öylesine özümsemiş ki çimlere atıyorum kendimi..
3 tam tur dönüp yavaşça atıyorum
kendimi konstantinin pelerini misali toprağın yeşiline,
ellerim başım yanında
mavi ve yeşil bu kadar da güzel duramaz diye iç çekiyorum
Sorular çok
kaç yıllıktır bu çınarlar yahu ..
acaba eski hali nasıldı
fidanları ilk kez dikenler kimdi vs vs…

Saatlerce kaldım aynı şekilde
gözlerimi kapatıp insanları dinledim bir süre
Cem Karaca aklıma geldi çağrışım yapması şaşırtıcı değildi..

Sonra sevdiğim belirdi bir an gözlerimde
çalışmaları ile bir başka güzeldi gülhanem …
hayallerime onu da katıp konstantine
Bak işte bu sevdiğimin şahaserleri diyerek
onunla da paylaştım
sen de izin verirsen sevdiğim ile senin şehrinde
aşkımızı perçinlemek isteriz
seni de sanatına dahil ederse kusursuz aşkı
işte o zaman yakalacağım diyorum..
olur veriyor güneşin oğlunu uğurlarken
yolculuğumu zaferle sonuçlandırıp evime dönüyorum
kafam omzuma hafifçe yaklaşmış bir şekilde…

ferdi durusulu

6 yorum:

  1. Sonra sevdiğim belirdi bir an gözlerimde...Ferdi 'ciğim ne güzel bi şiir,buram buram aşk kokuyor her dizesi her kelimesi...

    BİR RENKLİ ÖZLEM

    İster yeşil gel bana, ister mavi, ister beyaz
    Değişmez
    Ama siyah gelme.......gel de nasıl gelirsen gel...

    YanıtlaSil
  2. tşk ederim canım benim
    yazılanlar senin o güzel
    ruhunun yüze yansımasıdır....
    ben sadece dile getiriyorum amatörce :)

    YanıtlaSil
  3. İçim doluyor okudukça, bu Konstantin'in şehri her şeyimi aldı, ben de onu yıkmaya geliyorum. Görürsün ey taşı toprağı altın kaybolmuş insan dolu İstanbul...

    YanıtlaSil
  4. burcumcum :) beraber gideceğiz candostum
    sensiz gitmeyeceğim oralara ..
    beraber yıkacağız gerekirse ;)

    YanıtlaSil
  5. o tarif edilemeyen "İstanbul ile kendin arasındaki bağı" anlattığın için teşekkürler...ben böyle hissederim...her defasında İstanbul'a bakarım , o konuşmaz ama ben onu anlarım...

    YanıtlaSil
  6. rica ederim dostum,
    ah bir konuşsa neler diyecek
    ilk sözü gidin başımdan olacak eminim (:

    YanıtlaSil

"yorumlayınız,yorunuz,yordurunuz efendim"