18 Temmuz 2009 Cumartesi

berekete duyulan özlemdir bu...






-kalp atışlarında ki bu ritim
Uzun bir yolun ilk adımlarına benziyordu,
heyecanlanınca hızlanıyor sakinleşince yavaşlıyordu yolu …
Adım atmasına tereddütle yaklaşıyor ve
karar verememekle yüzleşiyordu…

ilk adım zor denmişti; bu yoldan nice önce geçen aşıklar…
Tadmışlardı yolculuğun hazzını ,
kederini ,elemini,kaf dağının ardını…
hiç istemeselerde
-kendisi görsün bırakın!! der gibi
ahkam kesip arka planda sonun başlangıcını izliyorlardı…

Çıkılan yol engebeliydi ,
ama hiçbir endişe dahi duymaması
ancak gerçek aşka duyduğu inanç ile adlandırlabilirdi…

İlk adımı atmış yola çıkmıştı
ilk hissettiği arkasından usulca esen ve mırıldanarak :
-yolun açık olsun “ademoğlu” diyen meltem rüzgarı idi…

İlk karşılaştığı manzara önce ki aşıkların karşılaştığı resimden farklıydı…
Bu beklenmedik durum karşısında ki ruh hali garipti…
Öylece bakakalmış anlam vermeye çalışıyordu,bu sahneyi
bozmak istemiyor uzatmak istercesine yavaşca hareket ediyordu
İçindeki gel-git yerini kalp çarpıntısına ve sevgiye bırakmaya başlamışken aniden duyduğu seranatın sesi birden yüreğinin ferahlamasına sebebiyet vermiş

Yıllardır aradığı ve hasretle beklediği aşkı ona doğru geliyordu
kalp atışında ritim bile düzensizleşmişti
Usulca esen bir meltemle kendini belli ederdi aşk..
derin bir oh çekerek toprağa yığılıvermişti.
Gökyüzü de bu olaya şahitlik edercesine nimetlerini birer birer
aynı sofrada sunmak istercesine hareket ediyordu…
sevdiğinin işiydi bu!!! Ona doğru geliyordu

Toprağın aşkıyla buluşması her zaman ki en muhteşem koku ile büyülüyordu etrafı,
bu enfes kokudan anlamıştı; bereketlisi ona geliyordu…
ama nedense ıslatmıyordu sevdiğini,
aralarında ki bağ sözcüklerle anlatılamıyordu…
O muhteşem an için hazırlanıp toprağa oturmuş bekliyordu sevdiğini
Meltem hafif dinmiş,bereketin yolunu açmıştı..
Ağaçların arasından hışırdılar ile önce yapraklarda duyuldu ayak sesleri
Sonra usulca toprağa ,aniden tam karşısında beliriverdi bereketlisi

Güneşin oğlu;
Sonunda bereketlisi ile karşılaşmış büyüyü bozmamak adına
her ikiside sadece susmuş o anın tadını çıkarıyorlardı
Güneşin oğlu ışık hüzmesini sevdiğine göndermiş,
sevdiğide ellerini ona doğru uzatarak güneşine göndermişti
bereketinin nimetlerini..
"su & ışık" "bereketin özlemi & güneşin oğlu"..
Tanrı bu aşkı ödüllendirmek istercesine
Evrenin tüm renklerini aşıklara sunmuştu…
Tanrının kendileri için yaptığı jestten çok etkilen aşıklar
renklere ses yüklemeye ve onlara ortak bir ad vermek için harekete geçmişlerdi
Aynı anda dile gelip gök kuşağı olsun adı dediler..
Evet evet göğün kuşağı olmalı..
Gök tanrımız bize verdi bu renkleri
o renkler ile de kuşağımız parmaklarımıza dolanan kuşak misali
aşkımızın en önemli nişanı olsun,
bakanlar bizi ansın,diyerek renklere ses vermeye koyuldular…

Güneş&bereket renklere mana yüklediler…

Mavi;
güneş &bereketin yürek çarpıntısında saklı…

-Mor;
güneş&bereketin baharlarının her daim olmasını sağlayan meltem rüzgarında saklı...

-Sarı;
güneş&bereketin aşkları için verdikleri emekteki alın terinin toprağa düşmesinde saklı…

-Turuncu;
güneş&bereketin kuracakları yuvada ki şen kahkahada saklı...

-kırmızı;
güneş&bereketin canları gibi sevdikleri memleketlerinin al bayrağının dalgalanma sesinde saklı...

-yeşil;
güneş&bereketin toprağa sundukları ışık ve suyun dile gelip filizlenmesinde saklı

-Turkuaz
güneş&bereketin mana yüklemeye zorlandığı tek renkti,

Bu sırada tanrı imdatlarına yetişmişti

Gök Tengri:
-Turkuazı Sizin aşkınızdan doğacak çocukların sesinde saklı kılacağım
her türk dile geldiğinde sizle anılacak ve türk milletinin adı ile anılacak…




ferdi durusulu'dan sevdiceğine...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"yorumlayınız,yorunuz,yordurunuz efendim"