12 Temmuz 2009 Pazar

“belki de bu dunya baska bir gezegenin cehennemidir”!!! "erkin korkmaz" dostuma...

“belki de bu dunya baska bir gezegenin cehennemidir”!!!
Erkin korkmaz

-Yılardır üzerinde durduğum ama hep ertelediğim hayat ile olan yüzleşme zamanı gelmişti,
dostumun dile getirdiği bu sözden yola çıkarak
yüzleşme anını ileri bir tarihten günümüze çekmek zor dahi olsa ,
kaçınılmaz olanı ertelemek ,ha bugün ha yarın fark etmeyecekti…

Apollo tapınağı girişinde de yazdığı üzere:
“kendin tanı!!” sözü;
ile yazıma başlamak istiyorum..
Kendini tanıyan diğer canlıları özümser,bundan yola çıkarak tüm evreni anlayabilirdi..
Çok karmaşık gibi görünsede insanoğlunun korkularının
yol açtığı bir kavram haline dönüştürülen ;
“neyiz biz!!”
konusu uzun yıllar boyu tartışılmaya bile cesaret edilemeyen tabu haline geldiğinden;
ince olan çizgiyi aşmak ,dinden çıkartır adamı! düşüncesi ile
herkesin kafasında düşündüğü ama kimseyle paylaşmadığı,
deli cesareti gösterip de paylaşanın yargısız infaza kurban gittiği bir kavramdı “neyiz biz…”
kafamda ki soruları yazıya dökmek en akıllıca yol gibi
görünsede tehlikeli sularda yüzüyordum…

Kutsal kitaplara olan ilgim henüz çocukken başladığından
lise bitmeden hepsini okumuş ve özümsemiştim,
felsefe hocamın yardımları ile edindiğim kutsal kitapları özümseyip iade ederken;
benim ben olmam da çok büyük katkısı olan felsefe hocam
sabri üstad ile kutsal kitaplardan ne anladığım üzerine
yaptığımız görüşme çok kısa ve net sona ermişti.
Verdiğim cevap çok netti hocam orada doğru kişiye kitapları verdiğini anlamıştı…

Sabri üstad: 4 kutsalı da okudun paylaşmak istermisin düşüncelerin benimle de ,
ne diyor tanrı bizlere veyahut sana?

-sabri ustadım ; ademoğlu doğru ve iyi ise kitaba ihtiyacı yok ,
senin ve benim de ihtiyacımız olmadığı gibi…
diyerek verdiğim cevap o günlerden bu günlere hayatımın
şekillenmesinde büyük bir rol oynamıştı…



Esasında çok açıktı üzerine saatlerce konuşabilirdik ustadım ile ama ne gereği vardı.
Sonraları da çok konuştuk bu konu hakkında;
neden hep ortadoğu civarına dinlerin indiğinden yola çıktık;
çıkardığım tez , anti tez ile de çürütülmesi imkansız olduğundan
ustad bile dediklerime bazen yanıt vermekte zorlanıyordu…
neden asya,avrupa,amerika,avustralya vb. yerlere değil de ortadoğu ya huzur isteniyordu...
bunu okuduğum kutsal kitaplardan anladığım için ,
kutsallarda yazılanlardan örnek vermek iyi fikir gibi görünüyordu..

-Aşırıya giden kavimleri düzeltilmesi için tanrı
tarafından gelen elçiler defalarca kavimlere uyarılar ile gönderiliyordu;
birgün adalet için,birgün kız çocukları için ,diğer gün zina ve ensest ilişkiler için,
başka bir gün kominizmin temel taşını oturtmak için,
bir müddet sonra ;başka tanrılar edindiklerinde vs vs…
sürekli tanrı tarafından uyarıcı gönderiliyordu ademoğluna ,
elçiler yoldan çıkmış insanoğlunu değiştirmeye çalışıyor ama sürekli reddediliyorlardı.
değişmeyenler büyük felaketlere uğruyordu..
kimisi yerin dibine geçiriliyor,kimisi suda boğuluyor,
kimisi kıyamete kadar lanetleniyordu..
Bu olayların yaşandığı yerlerin malum orta doğuda olması
rastlantı mı idi ,tabii ki hayır!!!
diğer uluslar zaten doğru yaşıyorlardı
biz türklerden yola çıkarsak gök tengrimiz vardı kadınlarımız mecliste söz sahibi idi,
dürüst ve onurlu yaşam her şeyden önemli sayılırdı vs vs..
yani tanrı bize uyarıcı göndermeyi lüzum görmüyordu…

bu dünyanın da yargılanma yeri olabileceği ;
her şeyin diğer tarafa kalacağını zaman zaman irdeledim..
belki de başka bir gezegende yaptıklarımız ile yargılanıyorduk burada...

hemen empati kurmaya başlıyorum hem de başka bir yaşam belirtisi olan
evrenimizin ikamesi olan bir su küre ile…

- bu su küre dünyamıza eşdeğer özellikte
göklerdeki yıldız ve güneşten,çimleri yeşiline,her şey aynı gibi görünüyor,
tek fark var onu görebilen kişi çok az(dostlarım o farkı anlayacaktır)
dağ köyündeyim,yazları da yayla olarak kullanıldığa şüphe yok ;
elimde baltam var, ormandan dönüyorum , yorgunluğum gözlerimden okunuyor ,
kestiğim ağaçlardan belli kurumuş çoğu dalların..
o sıra atımın taşıdığı arabama yükleyip evime doğru yola çıkıyorum
yolda başıma gelenlerin bu dünyada bedelini ödeyeceğimden habersizce..
bir türkü tutturmuşum yarı ıslık, yarı söz ;mutluluğuma diyecek yok.
eve yaklaşmaya yakın yaşlı bir kadını el hareketi ile arabamı durdurup
birşeyler istiyor;derdi ne imiş öğrenmeye çalışıyorum ,
tek istediği;köye yayan gitmekte zorlandığı yardım istiyor ,
kadıncağızı orada yüzsütü bırakıp yoluma devam ediyorum…
Kadıncağız : “gün olur devran döner sen de yaşlanacaksın” diyor..

Günümüzde yaşlı kadına davranışımın
ve bu olayın cezasının cehennem ateşi ile olacağını sananlar yanılıyor …

Cehennem ateşi ile korkutulanların ; ateş ve kordan ibaret olmadığını…
yüreğine işleyen bir sözün, bir tokattan daha etkili olabileceği gibi;
küçük bir örnekle kanıtlayabilirim:
-çoğumuz ateşle haşır neşir olup kendini yakmış,
kolunu kırmış,acı olaylar yaşamıştır..
ama unuttuk bunları, unutmadıklarımıza gelince işte film burada kopuyor dostlarım ;
küçükken , büyükken işittiğimiz bir söz hayatımız boyunca
kulaklarımızda yankılanıyor yaşlı teyzenin dediği gibi
Sen de yaşlanacaksın elden ayaktan düşeceksin…
akbil bitip de yolda kalınca,otostop için duran yaşlı bir teyze
sadece acınası bir bakış attı bana , o bakış tonlarca kömürün ateşine eşdeğerdi...
o teyze; bu teyze diyenleri duyar gibiyim evet haklısınız o ...

metafizik olayları pek fazla sevmesek de yapılan deneylerin ve gözlemlerin sonucunda ;
insan beyninin ;fiziksel şiddetten daha fazla etkileyen davranış şekillerinin
kahreden sözler ve vucüt dili olduğu biliniyor...
bu bilimsel gerçekten bile yola çıksak
cehenneme azabının yaptığımız kötülükler ile yüzleşip yargılanmamız olduğunu düşünüyorum
bazen bir bakış herşeye değiyor tıpkı yaşlı teyzeminizin bana bakışı gibi…
bakışın içindeki hüzün, keder, sana yaşattığı vicdan azabı;
ateş kabulumdür cinsinden...

belki de bu dunya baska bir gezegenin cehennemidir demiştik ya hani...

evrenlerin tıpatıp aynı olması gerçek olanı görmemize engel oldu belki de
cennet cehennemi beklerken o anı yaşıyorduk bunu göremedik ,
bunlar karışık konular ama hepimiz düşünüyoruz yanlız değilim farkındayım...

ferdi durusulu

2 yorum:

  1. yalnız değilsin...aynı görüşleri paylaşıyorum...bu farkında olma durumu zaten her şeye değer...
    ademoğlu iyiyse ve bunun bilincindeyse geriye kalan hiçbir şeyin önemi olmadığını düşünüyorum ben de...

    YanıtlaSil
  2. tşk dostum
    aynı düşencede olmak harika (:

    YanıtlaSil

"yorumlayınız,yorunuz,yordurunuz efendim"