15 Ocak 2012 Pazar

hayat...



günaydın ile başlar,
hoşçakal ile bitirir
hayat denen oyunu..
bu kadar kısadır işte 
bir anda geçer hayatı!
bu iki araya ne sığdırabilir;
neşe,keder,aşk,çocuk...
mühim olan ne yaptığı değil
mutlu olup olmadığı
neler bırakabildiği
nasıl yaşadığı olmalı iken... 
hayatı su gibi akıp gitmeye 
başlamıştır bile... 
hayatı;
göz açıp kapanıncaya
kadar olan süre gibidir...
hele bir merhaba! demeye görsün
nasılsın? demeye başlarlar
anlatırken dinleyici, olur bilemeden...
öğütler ile büyür,
örf ile olgunlaşır,
töre ile katmerlenir,
yasalar ile kısıtlanır…
ilk sözler dilinden dökülünce
meraklı bakışlar üzerindedir,
emeklemesi dahi
hayatın zor yanını yansıtır,,
yürümeye başlayınca
insanı insan yapan merak duygusu
ile tanır evreni..
tutuştururlar eline bir kitap
oku bakalım derler
okumayı fişlerden öğrenir
fişlendiği gün ; okulun ilk günüdür!
hayatı öğretirler öğreticiler
meraklısındır evreni tanımaya..
aşık olursun öğretmenine
tıpkı herkes gibi…
okul bitmeye yakındır
son gün hayat kaygısı ile mezun olunca
anlarsın ki büyümüşsündür…
sonra meslek tutmak için
gelecek için çaba göstermen gerekir
hemen emeklediğin günleri anımsarsın.!
sofra genişdir ve başında kurtlar vardır
anasının kuzusu modundan çıkamazsın,
normlar ona da alıştırır
mecburen kurt olmayı öğrenirsin..!
-eee artık evlenip barklanmalı, 
ne kaldı ki her şey tamam işte der ve;
gönül fermanını imzalarsın
bazen gönüllüdür ferman,
bazen mantıklı!…
günlük telaşlara dalmışsındır artık,
hayat hayellerini elinden almıştır
buna sebep; 
bazen eşin ,bazen toplumdur..
eşinin yorgun yüzünden
hayatı anlamak zor değildir,
çalıştığından bilirsin
üstüne bir de iç işleri bakanlığı yapmak zordur 
ama hayat onu da alıştıra alıştıra önüne sunar
istemesende çarkın dişlisi olmuşsundur…
evimin direği sıfatı ile pof poflanırsın
arada hoşuna da gider bu sıfat..
işten ayrılmışsındır yükün ağırdır
iki canlısındır artık,
sorumluluğun fazladır,
ne olduğunu anlamadan,
bir de bakarsın ki anne olmuşsundur!
elinde beslenme çantası,
önlüğün yakasını çekiştirmekte,
kızının saçını örmektesindir..
deja vu ya yabancı değilsindir artık
sosyalleşmeye başlamışsındır
merhaba demeye çekinirsin
nasılsın demezler çünkü.!
bu sefer soruları çoktur.. 
sen anlatamadan
bir anda dinleyici olmuşsundur …
başını çevirdiğinde bir de bakarsın ki
telli duvaklı olmuştur evladın
-ne oluyor yahu? diyemeden
torunlar başından inmez..
torunlar neşe saçarken
eski anıların bitmez hiç!
"benim zamanımda" ile başlayan
hikayelerin tekrarlanma ile yüzleşince
meraklı gözler acımaya başlar sana 
ve nihayetinde
çevrendeki çocuk sayısı azalır..
kızarsın her bir şeye ihtiyar keçi gibisindir artık
nedenlerin hiç bitmez
cevaplarını önceden vermişsindir..
o sıra aynaya olan tutkun aklına gelir,
bir bakayım şu kendime dersin..
korku ve merakla
alırsın soluğu o aynanın önünde..
gözlerin seçemez olmuştur
o bile hoşçakal’a yakındır!!
saçların akçalaşmıştır,
baharlar peşi sıra birbirini kovalamıştır..
dişlerin bile senin değildir
söylenirken kendince
dişlerin ileri geri gider gelir
tıpkı senin med cezirlerin gibidir.. 
artık vakti gelmiştir dersin ,
demir almak vaktidir
limanı terk etmeye hazırlık yaparsın..
kefen paran bile seni andırır
eskimiştir, tedavülden kalkmak üzeredir…
alırsın eline;
bir kağıt! bir de kalem!!
okumayı unutmuşsundur
hayat okumuştur zaten senin yerine de!
kalem ne zamandır yabancıdır sana,
o dahi kızgındır !
bir hoşçakal yazısı ile
hatırlanılmasına üzülmüştür..
eli iki yana gidecektir son kez
veda ederken herkese 
bir hoşçakal demek için
kolları sıyıyır..
ama kolu görünce irkilir
susuz kalmış buruşuk deriyi
görünce şaşakalır!!
bu kol da kimin..?
düşünür eli başında,
hoşça kal demeye
kimden başlasam? diye
o sıra garipleşir ruhu,
gözleri eski tadında değildir
buğulanmaz bile..
bir noktada kilitlenir
dalar eski günlerin
gençliğine!…
uyanır gafletten
elinde kağıt kalemi görür,
gizleyemez şaşkınlığını!
-bu ne içindi yahu!!
-ben ne yazacaktım?
-iyice bunadın sen!
-bir ilaç almalı!! der ve
sonra unutur veda yazısını
hayat onun yerine hoşçakal demiştir…

"hayat kısa bir oyun günaydın ile hoşçakal arasında"

f.ferdi durusulu

4 Aralık 2011 Pazar

Kıralım kalemleri, keselim cezaları.!



   Yaftalıyoruz , yargılıyoruz, ve hayatımızdan geri dönüşsüz çıkartıyoruz..! Neden mi bahsediyorum? Doğru bildiniz benden , sizden ve onlardan. Yani her birimizden bahsediyorum. Etrafımızdaki insanları elimizdeki kalemler olmuş adeta. En ufak yanlışı; geyiğe hamle yapmaya hazırlanan soteye yatmış çita edasında bekliyoruz. Bekliyoruz ki bir hata yapsında bir koşu gidip boğazlarını sıkalım. Boğazını sıkamadıklarımızın karşısında ise hakim oluyoruz. Kızdığımızda elimizdeki tokmağı kullanmıyoruz bile, kalemleri olanca hızıyla kırıp kırıp atıyoruz. Hayatımıza o kadar çok kişi girip çıkıyor ki artık isimlerini dahi anımsamıyoruz. Duyarsızca davransak da hayatımızdan çıkanların kimi silgi ile silindiğinden hatırlanmıyor, kimiside tükenmez kalem misali ebediyeten orada kalıyor. Sen ancak ve ancak üstünü karalıyorsun,  görmezden geldiğin o üstü çizilerek karalanmış kişi kara bir leke olarak belleğinde ket vurulmayı bekliyor...

 

saygılarım ile

F.Ferdi DURUSULU

29 Kasım 2011 Salı

Şems-i Tebrizi




    Sana affedilemeyecek kadar büyük hata yapan birine, akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan; bütün samimiyetinle affet. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir.!  

Şems-i Tebrizi

13 Kasım 2011 Pazar

seçimlerimiz...



Her an her şey olabilir, anlık seçimlerden ibarettir hayat,

Kimi zaman 35 mm'ye sığmaz taşar,

Seçimin yüreğini yansıttır çoğu kez

Sonuç ise  baştan bellidir.



iyi seyirler dostlarım

f.ferdi durusulu

26 Eylül 2011 Pazartesi

Şehidin öldü Anne..!


Merhaba  Anne; 

Dur anne benim ben oğlun, anne sakin ol anneee, sakın korkma  ve ağlama , fazla zamanım yok, gözyaşların ahiretten dahi duyuluyordu güzel annem.Yüce tanrım sağolsun, feryadına dayanamadı ve beni düşlerine gönderdi.! Bir hoşçakal dahi diyemedik birbirimize. Bana hoşgeldin der misin anneeee.! Sanki kınalı kuzun vatani görevinden dönmüş gibi evladımmmm diyerek beni göğsüne basar mısın anneeeeee.. Dur annem ağlama, gençliğimin baharında daha sana doyamadan, sana sımsıkı sarılıp seni seviyorum anneeee diyemeden, bir anda ne olduğunu anlamadan ahiretin yolunu tuttum.. Nasıl oldu? diye sorma be anne, inan bende hatırlamıyorum.. Bir ses duydum o kadar, gözlerimi açtığımda  bedenimin parçaları dört bir yana saçılmıştı, ben kendi parçalarımı etraftan toplamaya çalışıyordum, kolum kopmuştu ama ben kolumu yerden alıp yerine takmaya çalışıyordum anne, ayaklarım yoktu, gözlerime şarapnel parçaları  girmişti, kulaklarımdaki o malum ses, gökyüzü kapalıydı anne, parçalanmıştı bedenim, toprak da senin kanın da vardı ama onlar beni tanıyamadılar anne, künyemden anladılar kim olduğumu.! Koydular beni bir çuvala gönderdiler memleketime, çuvalı ben taşıdım anne , musalla taşına dahi sırtımı yaslayamadım çünkü bir bütün değildim anne.!   Siz beni uğurlarken  dört kolluda her şehidin arkasından söylenen o malum sözleri söylüyordunuz "Şehitler ölmez!" diyordunuz, ama ben ama bennnn öldüm be anne.! Güneşin doğduğu topraklarda  doğmak yerine öldüm.! Şehitler ölüyormuş anne ! Burası şehitlerimizle dolu ve hem de  ne olduğunu anlamadan bir hiç uğruna, gençliğimi dahi yaşayamadan ölen ben gibi gençlerle dolu anneee.. Senden bir ricam var anne, seni hiç üzmemiştim, nasıl kendimi affettirim bilmiyorum ki lütfen öldüm diye beni suçlama olur mu.! 
Ben gidiyorum annem,  hakkını helal eyle...

Anneee anneeeeee hadi kalk  kardeşim işe geç kalacak....


                       <<<<<<<<<<<<<<>>>>>>>>>>>>>>>


Güneşim dargın ve mutsuz.!
O dahi ikilemde,
Doğmak ile doğmamak arasında...!
Fitne fesatlarca yaftalandırılmış;
Bir yanı Türk olmuş, 
diğer yanı ise Kürk..!
Güneşim sözde;
Kürtlerin diyarında doğuyor,
Türklerin diyarında da batıyor.!
İnsanlık vasfından yoksunlar 
Güzel ülkemi  güneşle dahi 
İkiye bölmeye zorluyor.!
Güneşim doğduğu topraklarda kan
Battığı topraklarda gözyaşı istemiyor!
Ölmez diye nidalar savrulan şehitler 
Anne feryadı ile uğurlanıyor.!
Şehidin öldü annemmmmm 
Başımız sağ olsun :"(

by F.Ferdi DURUSULU


Dipnot:Yazı için Şehit annesi görseli kullanılmaktan özellikle kaçınılmıştır.

12 Eylül 2011 Pazartesi

saat hep onikiydi...!


Saat hep 12

aylardan eylüldü
günün adı önemsizdi,
saatler tam onikiydi
akrep ile yelkovan dahi
ürkmüşler birbirine sarılmışlardı
ve ben güneşin oğlu
o yılların başında dünyaya gelmiştim
saatler eylül ayında hep onikiyi gösteriyordu...

f.ferdi durusulu

11 Eylül 2011 Pazar

cennetten merhaba dostlarım (:




Dostlarım;
Pazar günü videosu ile yeniden sizlerleyim (:

ezgi : Ahmet Enes - Cennet

hani fani bu hayat ümit bağlayamam
olmadı diye oturup ağlayamam
gönlü geniş olan sükutu öğrensin 
sevgimi yok yere ele bağlayamam
gelir mi diye hayallere sığınamam...
kemale eren kendinden versin

sevdim, kaç kere bilemem
yaşadım, yok inkar edemem
bıktım, senle baş edemem ben 
zaman öyle de geçiyor
hayat böyle de bitiyor
ama umudum cennetten

ben dalkavuk olanı hizaya getiremem
sorma bana ben görünmezi göremem
merak eden kendine yönelsin
boş yere kimseyi oyalayıp üzemem
geçici şeylere heves edip üzülemem
fikrim, hevesimi alt etsin 

sevdim, kaç kere bilemem
yaşadım, yok inkar edemem
bıktım, senle baş edemem ben 
zaman öyle de geçiyor
hayat böyle de bitiyor
aman umudum cennetten

ben gözü görmeyene resim gösteremem
değerimi bilmeze değeri öğretemem
o önce, e haddini öğrensin
biten sevgiye imrenip özenemem
boş sözü duyup düstur edinemem
eden, kendine ah etsin

bildim lakin söylemem
gördüm ama izah edemem
dünya, senle baş edemem ben
zaman öyle de geçecek
hayat böyle de bitecek
e bitsin, umudum cennetten
sevdim, kaç kere bilemem
yaşadım, yok inkar edemem
bıktım, senle baş edemem ben 
zaman öyle de geçiyor
hayat böyle de bitiyor
ama umudum cennetten 

6 Eylül 2011 Salı

pek yakında (:


Güneşin oğlu pekçok yakında
gönül dostlarına hizmet etmeye kaldığı yerden devam edecektir.

Çok az kaldı dostlarım ;
yeniden sizler ile buluşmayı iple çekiyorum (:

saygılarımla

F.F.Durusulu



14 Temmuz 2011 Perşembe

Unutma Oğul...!



Oğul; sen aptal kutusunda;
-Kim ne kadar teşvik primi almış?
Hangi takım küme düşürelecek?
Takımın başkanının tansiyonu çıkmış hopp hastanede 

flash flash bla bla bla.. !
Çıkıdık çıkıdık çitlembiğini eline almış, 

alla alla diyerek kafanı bir sağa bir sola sallarken unutuyorsun.! Senin başın değil ki o sallanan beyinden yoksun baş.!
Sen neyi isterlerse onu yapıyorsun! 

13 ailenin ocağı kan ağlıyor 
sen artık alıştırıldığından olsa gerek:
-Yine mi terör ya ...
Henüz sözünü bitirmeden yanındakine sesleniyorsun:
-Çay demleyinde içelim diye..!
Unutma oğul.! Ateşin düştüğü yeri yakması kaçınılmazdır.
Lakin o ateş gün gelirde senin çayının ateşinin yerini alır ise;
yakınmayasın, gocunmayasın feryad-ı figan eylemeyesin.!


Çünküsü, aması, lakini yok Oğul.!
      Giden gidiyor bir hiç uğruna ;
                yaşayanlar yaşıyor yaşamak buysa; 

                                koyun sürüsünden farksızca..! 






1 Mayıs 2011 Pazar

ney'lersin...



 Kadehlere anlattım derdimi , 
Şarap dahi dayanamadı 
Ve sirkeye dönüştü.!
Ney'lersin...

f.ferdi durusulu

22 Nisan 2011 Cuma

23 Nisan bloğumun sahibi (:


KÜÇÜK NİSAN HENÜZ 5 YAŞINDA;

"UNICEF yararına Roche tarafından düzenlenen  

‘Geleceğin Yıldızı Sensin! Ne Olmak İstersin?” 

 resim yarışmasına katıldığı resmini paylaşıyor."



23 NİSAN'I BİZLERE ARMAĞAN EDEN BAŞTÜRK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E 
VE YOLDAŞLARINA ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORONLARI SAYGI İLE ANIYORUZ.
BUGÜN 23 NİSAN NEŞE DOLUYOR İNSAN 
BUGÜN 23 NİSAN YENİDEN ÇOCUK OLASIN GELİYOR EY GÜZEL İNSAN (:





21 Nisan 2011 Perşembe

güneşin oğlu'nun seslendirmesi ile "aşk-ı mum"

video


bir mum aldı eline

karanlıktı oda;

tıpkı yüreği gibi…

yerleştirdi avucuna

yaktı usülunce,usulca;

tıpkı umutları gibi…

cılızcaydı , soluktu,

titrekti alev;

tıpkı sefil bedini gibi…

is ve acı koku

odanın nemine aşina,

tıpkı gözlerindeki buğu gibi..

azaldı aniden ışık

bitmeye yakındı mum;

tıpkı hayalleri gibi…

o bitmeden  üfledi mum'u

kendi yazgısı misali,

Pufff!!! diyebildi ancak;

tıpkı son nefesi gibi !!!



"f.ferdi durusulu


uzun bir aradan sonra yine dostlarım ile birlikteyim, 
özledim dostlarım sizleri, bir tek özgür irademiz kalmıştı sonunda ona da engel koydular ve uzunca bir süre yazılarımızı paylaşamadık,
bende bu uzunca sürenin acısını çıkartmak ister gibi yazdığım bir şiiri seslendirerek yeniden aranıza dönmeyi uygun buldum (: 
umarım olmuştur çünkü ilk kez deniyorum da ehehehe (:  
amatör vari olması eleştirelemeyeceğim anlamına gelmez , 
her görüşe açığız  (:

23 Mart 2011 Çarşamba

ab-ı hayat



oğul güneşsiz kalınca afal ve şaşkındı,
izbenin tam ortasında sağa sola savruluyor;
bu boşluğu uçuk hayallari ile süslüyordu.!
geziniyordu  evrende seyyahları andırırcasına,
sonunda kinini kusacağı bir kuyu bulmuştu..! 
usulca eğildi dibi görünmeyen kuyuya;
lakin sonuçsuz kaldı eylemi ve
kana bulanmış bir el tarafından
dehlizlere fütursuzca itilirken görüldü..!
sırtından eksik olmayan hançerlere bir de kanlı el eklenmişti.!
zaten karanlıktı dünyası; keşkeleri hep vardı,
kuyu tam adını yansıtıyordu,
karanlık
nemli
yankılı
 ...!
yine yalnızdı yerkürede,
kaldırdı sefil başını belki bir ışık görmek umudu ile,
bir başınalığı isminden almıştı ya hani
ondan yabancı değildi ferdiliğe..!
düşünmeye zorladı atmayan kalbini;
hep bir yerlerde, tuhaf işliyor bir şeyler,
diye içten içe üzülürken;
anımsamadı  onu hiç kimseler ,
boşlukta ki nice hallerinine merhem olamadılar..!
mecbur kaldı ve; 
 dile geldi yine yenidenleri ile…

"-boşluğun izbesindeyim!
kuyu dibinde beliriyorum!
sarkıtıyorlar çıkmam için
darağacından bozma bir urgan!
tırman diyorlar tırman!…
hayata ilk tutunduğum gibi
sıkı sıkı geçiriyorum  ilmeği !
-çekin beni! diye haykırıyorum!
ssooolu.ğu..m ke..si.liyor!!!
ab-ı hayat'ım tükeniyor; 
meğer boynuma dolamışım ilmeği..!!
boşluğa bile yenilmeye yüz tutmuş sefil beden ;
mahkumdur artık kuyuların karanlığına!..
sunulur iftiharla güneşimin insanlarına..!"

  f.ferdi durusulu

canımcığım biriciğim dostumcum  chirimirim(mirviviye)'e
teşekkürler ^.^


12 Şubat 2011 Cumartesi

:) 3e & 3f (:

" 3e "
energy=enerji
enthusiasm=coşku
empathy=empati

" 3f "
faith=inanç
family=aile 
friends=dostlar
 
Fyodor Mihaylovic Dostoyevski:
-"Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler,
ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak.!
                   Yoksa hangi balık boğmuş kendini                         yada hangi serçe atlamış damdan..?"
 
üstadın dediği üzre yaşamak çok güzel ve çok da basit görünmekte ve bu yaşam denilen oyuna 3e ve 3f'de dahil edilirse kusursuz olması içten bile değil, o zaman ne diyoruz dostlarım
                                     :) life is good (:
 
f.ferdi durusulu

9 Ocak 2011 Pazar

making smiles on faces award (:






değerli büyüğüm esmir ablacığım tarafından bir adet gülümseme ile ödüllendirildim (:

   Şu sıralar öyle çok ihtiyacım var ki gülmeye, tam zamanında yetişti ablacığım.
Kendisine şükranlarımı sunuyorum iyi ki benim ablam oldu.Doktora gitsem
yazacağı reçete ancak ve ancak bu kadar etkili bir ilaç olurdu.

güneşin oğlu dile gelsin o halde;

gülmek,
gülümsemek hayata
her ne sebep olursa olsun..!
-ister;
hiçliğin tam ortasından,
hedef şaşarken yolundan,
aşk yüreği acıtırken,
hayaller parçalanırken,
güneş umarsızca doğup batarken,
yeni gün yarına rehber olamazken,
yine mi ben derken,
sevdiğini kaybederken,
işinden nefret ederken,
kimseleri mutlu edemezken,
bencilliğe alıştırılmışken,
kurtlar sofrasının kurdu iken,
idealistilkten bertaraf ederken,
kapitale yenilip benjaminleşirken,
sağlığın değerini kaybedince anlarken,
dostluğu bir sıfat olarak görürken,
hayat olanca hızıyla zalimleşirken;
sen İSTER'sin arkadaş!
istersin ki;
sen yönlendir bu hayatı,
sen merkezinde dönsün bu dünya!
unutma arkadaş! tek amacın olmalı;
istediğin  sade ve sadece gülümsemektir bu hayata (:
işte bu kadar basit, gülümse hayata arkadaş (:



bu gülümseme ödülünü tüm dostlarım ile paylaşıyorum ve bu bloğu şereflendiren
değerli okuyucular " X " e basmadan önce bir adet tebessüm atsınlar ceplerine
ve ne zaman kederlenseler o tebessüm ile kederlerini unutsunlar (:
sübaneke dinimiz amin ehühehe  (:


f.ferdi durusulu

11 Aralık 2010 Cumartesi

ben bir yalancıyım ve seni sevmiyorum..!



sesini özlemedim,
yüzünü de,
ellerini de,
yanımdaki varlığını;
hele hiç..!
daha yazamıyorum,
uzayan burnum kalemime çarpıyor;
bırakıyorum..!

şiir: küçük iskender


<<<<>>>>


sevgili;
"ben bir yalancıyım ve seni sevmiyorum..!"
o halde bu önermeye göre(...)
sonunu sen tamamla..!
ben artık yok'um,
ve çıkıyorum hayatından..!
seni sevmeyi de;
bir üç nokta ile bırakıyorum
. . .

by f.ferdi durusulu

30 Kasım 2010 Salı

kalem olmuş parmak ucum...




düşe sevdalanan
dumanlı başımı yasladım;
kuru soğuktan hallice bir cam'a!

kalem olmuş parmak ucum,
mırıldanarak sunmaktayım;
izbe ve acınası hayallerimi!

buğu-cam ikilisinde
kalp <3 imgesi aşina,
olmaz ise olmazımız ise "aşk"..!

sevda için yay'dan sürülen ok,
usulca süzülerek gösterir düşü;
bir uçta ben, diğer uçta "Aşk"..!

düşlerimiz nefese endeksli,
cam içine hızlıca da çekmekte;
bir bir hayallerimizi..!

hayallerim cam buğusunda gizli,
yeniden sana seslenip;
üfürülmeyi beklermekte ey "Aşk"..!

işte;
sevgili bir nefes uzağında o cam,
derin bir of çek ve üfür beni!

sade ve sadece
bu şekilde görebilirsin
kaybolan düşlerimin izlerini..!




dostlar;
uzunca süre yoktum lakin sizleri unutmadım bilesiniz (:
sadece kendim ile mücadele içerisine girdim ve umarsızca savaşıyordum!
ve kazanan kim mi oldu? işte o tam bir ironi konusu (:
kazanan da kaybeden de yine ben!

yani ben-ben=0 olmuyor
elde var 1 o da bir ben işte bir ben...!

yeniden sizler ile olmak güzel nice güzel yarınlara birlikte sağlıcakla dostlarım (:

9 Kasım 2010 Salı

güneşimin ışığı azalıyor!...

Güneşin oğlu'nun hayat ışığı sönmekte…!


















Oğul: Neden kimseler gelmiyor uğurlamaya..!

-Baba : Sen ki; farkındalığının farkını fark
edemeyenden farksızsın oğul, neden gelsinler ki!

Oğul: Fark ettim!. Ama bir umut türküsüdür benimkisi, içinde ütopik hayallerimi barındıran,sadece düşten ibaret sayılan türkülerim! Yani peşim sıra bir sela bile verilmedi mi?

-Baba: Ölüler ardından verirler “sela” , şu tarihte doğdu bugünde öldü derler sen rahmetlinin yaşını dört işlem ile anlarsın! Yaşlı ise takmaz,genç ise acırsın! Ama sen; bu sela sonrası trajediye bile layık değilsin!

Oğul: Yine mi ile başlayan bir cümle mi kuracağım giderayak! Bu olmadı, hem de hiç mi hiç yaraşmadı baba!..

Baba: Yine yenidenlerin yok artık oğul,sen sonun başlangıcısın! Hayatı yarımlık olarak yaşayan başı olmayan bir hikayenin absürt kahramanısın! Figüranlıktan öteye geçemeyen!?! Konuşturma beni giderayak oğul! Kızgınım sana daha fazla zorlaştırma bu süreci!..

Oğul: İşte, işte bana doğru biri yaklaşıyor, musalla soğuğuna aşina beden doğrulmalı baba..! Kalk güneşin oğlu, fark et kimdir bu gelen! Misafir daima ayakta karşılanmalı, kalk hadi kalk!..

Baba: Gir koluma ve doğrul oğul!


Oğul: Seçemiyorum geleni baba..! kadın-erkek? genç-yaşlı? anlaşılamıyor!. İyice de yaklaştı, kim ola ki bu?

Baba: Bekle oğul bekle ve gör gelen kimdir!..


Oğul: Baba kimdir bu!?! Hoş geldin diyorum, hoş bulmuyor..! Ses veriyorum, aksi seda bile vermiyor..! Konu açıp;diğerleri nerede diyorum, kafayı iki yana sallıyor..! An geldi mi diyorum bir tek onu yanıtlıyor ecel'im :

-“Az kaldı” diyor az; yüreğime işleyen tanrı vari bir ses ile..

Eee artık gidelim diyorum..!

-Bu telaş nedir oğul ? sonsuzluk kapısını açmak üzeresin;tadını çıkar bu an‘ın , diyor…!

Bari herkes gibi beyaz olsaydı kefenim diyorum..!

-Sana kırmızı çok yakışıyor güneşin oğlu, diyor..! Basıyoruz karşılıklı kahkahayı, ölüme gülmek ya hani benimkisi ;işte diyorum tamam o an gelmiş anlıyorum..!

An bu an'dır değil mi baba..!

Baba: ...! (tutuyor elimi sıkı sıkıya ilerliyoruz)

Yürümeye başlıyorum refakatçim eşliğinde.
Birkaç adımdan sonra bir ses ile irkiliyor acınası tüylerim..! Gözler bayılma meyillisi, dönüyorum usulca sesin geldiği o malum yöne…!
Evet evet doğru tahmin ettiniz “aşk” bu…!
Ağlıyor peşim sıra ,yolun açık olsun der gibi; bir tas su niyetine akıttğı gözyaşları ile uğurluyor güneşin oğlunu!
-Gitme..! diyor, güneşin oğlu gitme…!


İşte;yine yenidenler ile çıkılan bir yolun daha sonu!..Bilmektir bu; aynı son ile onun yüzleştiğini!Cevabı bellidir hayatın, soru sormak artık gafilliktir..!Herşeyi bilmek ben demiştimin vehametidir..!Sonun başlangıcında belirmektir..!
Yanında olamamak ve yalnızlığa mahkum olmaktır..!Tahmin etmek zor değil hanidir..!Çünkü çünkü deja vu işlemiştir ta iliklerimize kadar..!Güç kalmamıştır artık,hayat için tutunacak dal parçası dahi ele batan bir kıymıktan ibarettir..! Umut saklanmıştır kaf dağının ardına..!Ne dağ vardır görünürde ne de umuttan eser..!


Şu sıralar öyle çok tekrarladık bu ve benzeri süreçleri, ben artık kendimi yineler oldum dostlarım..! İyi değilim; yazacak öyle çok şey var ki, bir yandan da yok!
Anlıyor musunuz durumun vehametini!..

ışığım sönmüştür yine yeniden..! çünkü gücünü sevgiden almakta fer'i ona göre parıldar iken güneşin oğlu babasınca,toplumca,normlarca hükümsüz kılınmış ve adı misali bir başınalığa itilmiştir..!
ve tek atımlık mermisi kalan kurşun asker gibi dolanmaktaydım sukürede..! aşk alışkın ben gibileri piyon olarak kullanmaya...! oyun bitince kaldırılan bir obje olmak ne kadar üzücü ve son umudunu bu şekilde heba etmek işte saçmalamak benimkisi sonunu getirememektir,her manada bu böyledir,aşkta da şu an yazdığım yazıda da geçerlidir bu hüküm çünkü ben yarımlık bir sefilim...! madem sonu gelmeyecek yarımlıkların bu yazıda böylece kalsın benden bir yarımlık olarak sonuna üç noktaya ne hacet !!!



5 Kasım 2010 Cuma

the mim (:




değerli dost dervish's way tarafından bir güzel ödüle layık görülmüşüz
sonsuz şükranlarımızı sunarak sözümüze başlıyor ve mim'in
gerekleri aşağıda yazıldığı üzre sevgimizi baki kılıyoruz (:
teşekkür ederim güzel yürekli dost...



TÜM MİMLERDE OLDUĞU GİBİ;


Kural 1- Ödülü kabul etmek ve ödülü veren kişiyle bloğunuzda bağlantı kurmak.


Kural 2- Ödülü 15 blogcu arkadaş ile paylaşmak, genele bırakmamak.


Kural 3- Seçilen 15 blogcu arkadaş ile iletişim kurmak ve seçilmiş olduklarını bildirmek.



dost ile genelde ortak arkadaşlara aboneyiz,ondandır ki bu ödül dost tarafından benimde listemin güzel yürekli insanlarına ithaf edildi ve de paylaşıldı. ve ben bu ödülü 15 dost ile sınırlandırmıyorum (kural tanımaz adam hehe) listemdeki tüm dostların yüreklerine bu güzel ödülü sunuyorum; iyi ki varsınız ve de sizleri seviyorum dostlarım mucks ^.^




24 Ekim 2010 Pazar

the love...


Parmaklarım ,
Hanidir senin esaretinde sevgili!
Sen ile başlıyor beyaz sayfam,
Ve sen ile noktalıyor kara sevdam!..
Sayısını unuttum artık, kaçıncıdır bu yakarış!..
Son kez ;görmek istiyor gözlerim;
Korkudan kenetlenmiş parmaklar sıkı sıkıya!..
Son kez duymak istiyor kulaklarım;
Serçe parmağı şahin olmuş kulağı kemirmekte!
Son kez söylemek istiyor dilim;
İşaret parmağım dudakların hapsinde!..
Parmaklarım bile görmek istediğinde Sevgili!..
Bir ben kaldım gerçekleri:
-Duyamayan,sezemeyen,göremeyen!
Bir ben işte piç olmuş aşk’ı hala reddeden!
Bir ben sevgili bir ben!…


By F.Ferdi DURUSULU

9 Ekim 2010 Cumartesi

" lanet "

Güneşim ;
dert otağım cefakar yoldaşım…
Görüyor musun oğlunu?
yine seyyahlığa soyundu ; bilinmezlere doğru yelken açıyor!..
Yorgun gözlerimden mi
bakıyorum bu hayata?
Yoksa yorulan ruhum mu bilemiyorum!..Hallerim iyi değil güneşim! Andırıyor sonbahardan hallice kışa yaklaşan günleri… Kırdığım kişilerce lanetlendiğime hiç şüphe yok artık!

Bu öyle bir lanet ki; önce gel diyor gel mevlana misali ,sevdiriyor kendini, alışkanlığa giden yolu açıyor!..
Sonra işte tam da o anda :
-Sevgiyi buldum!
-Mutluluk yakındır!
-Yarınlarım sevgi dolu…
diyemeden üç nokta ile sonlanıyor,
satır başında; izbeden değil, tam karşıma beliriyor:

“LANET!..
Sırıtıyor küflü dişleri ile, belli ki daha nicelerinin umutlarını elinden almış, küstahça beni selamlamakta…
Uzun süren kesişmemizde; aşağıdan yukarı süzüyor sefil bedenimi! Bundan anlaşılıyor ki; düşman bu kişi, çünkü ayaktan başlıyor kem göz yapmaya!..
Yaklaşıyor final yapmak üzere:
-Sen diyor SENNNN!..
Bunca tebessüm kafi sana!Alıyorum tebessümünü,adına yaraşan tekilliğe mahkum ediyorum seni!…Artık lanetlendin sen oğul! Ve sevmek yasaktır artık sana! Türevlerin de dahil olmak üzere bundan sonrası yok! Başlangıç hiç yok! İşte bu bilinmezlikte; yok olamadan, sevemeden, senin gibiler ile çürüyecek ve zamanı geldiğinde yerimi alacaksınız! Lanetten ancak zebani olarak kurtulabilirsiniz yani ben olacaksınız bir nev’i!..Sevgi hırsızlığı yapacaksınız! Çaldığınız kadar güçlenecek ve zebanilikten kurtulmak için sevgiyi hor kullananlardan çalacaksınız, hırsızlık kotasını doldurmaya mecbur bırakılacaksınız!
İşte şu an başladı LANETİNİZ !…

Zaten vazgeçmiştim güneşimden, o da hiç üstelemedi; artık bıkmış olmalı ki uzatamadık vedalaşma seremonisini! Görüşmek üzere diyemedik ; gün kararlaştırmadık ama; yeniden buluşmaya söz verdik diyelim biz buna! Lanetlenmiş de olsam,ona ihanet ederek karanlığı seçmiş de olsam, ne kadar kızsak da birbirimize;
baba oğulsuz , oğul onsuz olamaz ve sevemez!..
Zaman sadece zaman! Ne zaman? İşte o belirsiz üstad!
Şimdi yok olma zamanıdır, Lanet bizi bekler!..
Bu hayattaki yeni rolümüz sevgi hırsızlığıdır artık!..




güneşim doğum da tan ile hasım,
batımda seher ile hısım!..

gün ortasında
yarımlık bir ben!

ne tan ne de seher,
varlığımdan bihaber çekişmekte!

karanlığa müptelalık
artık hiç de zor değil!

ışığa ikame edilen zifirilik ile
karşılanan yeni şafak vakitleri!..


gönül bile görmek istediğinde
o dahi ışığın lanetinde!

güneş vasfından yoksun
umarsızca doğup batmakta!

karanlık hanidir galip
güneşin zaafını kullanmakta!

elime zor bela tutuşturulan
güneş dahi son deminde!

son parıltısını sunan güneş
intikal ediyor ebediyete!

kafa omza yakın
gözler lanetin etkisinde!

gitmelerden usanmış el;
iki yana ile elvedada!

hoş geldin lanetim,
merhaba!..




f.ferdi durusulu

28 Eylül 2010 Salı

yonca lodi - mum lekesi




yonca lodi mum lekesi



Dert doldu tasa doldu gönül kesesi
Baharların, yazların çıkmıyor sesi
Gün oldu, gece oldu gitmedi yüzü
Çok şey eksik, çok şey yarım
Canın yaşlı gözü
Kuru bir ayaz kapımda,
Kış kıyamet ah yokluğun
Kaderimin ince sızı, aşkı mum lekesi
Gençliğimin hayrı mı kalır?
Kendi gider adı kalır
Ah çıksada izi kalır
Aşkı mum lekesi
Dert doldu tasa doldu gönül kesesi
Baharların, yazların çıkmıyor sesi
Kuru bir ayaz kapımda
Kış kıyamet ah yokluğun
Kaderimin ince süsü, aşkı mum lekesi
Gençliğimin hayrı mı kalır?
Kendi gider adı kalır
Ah çıksada izi kalır
Aşkı mum lekesi...



<<<<>>>>


eligül dost
bu ezgiyi paylaştı güneşin oğlu ile
ve ben daldım eski günlerin gençliğine
neler dile getirmişim bir mum'un ardından
ve anımsadım o hallerimi...





bir mum aldı eline

karanlıktı oda;

tıpkı yüreği gibi…

yerleştirdi avucuna

yaktı usülunce,usulca;

tıpkı umutları gibi…

cılızcaydı , soluktu,

titrekti alev;

tıpkı sefil bedini gibi…

is ve acı koku

odanın nemine aşina,

tıpkı gözlerindeki buğu gibi..

azaldı aniden ışık

bitmeye yakındı mum;

tıpkı hayalleri gibi…

o bitmeden kendi üfledi

kendi yazgısı misali,

Pufff!!! diyebildi ancak;

tıpkı son nefes gibi !!!



"f.ferdi durusulu"



19 Eylül 2010 Pazar

the mim (:

girlof_ra dost tarafından mimlenmişim,
biraz geç oldu ama bağışlasın güneşin oğlunu
ancak yanıt verebiliyorum,bu aralar bloğumu epeyce boşlamıştım dostun mim'i sayesinde yeniden doğabilirim yarınlarıma (:

mim'ime başlıyorum müsadeniz ile (:



Lakabın var mı varsa nedir?


lakabım lakaplarım çoktur benim ,
ama ben şu ikisini dostlarımca duyarım
ve
bunu duydukça sevinirim ;
"güneşin oğlu & dude"



Son zamanlarda diline dolanan şarkı?

son zamanlarda dilime dolanan ezgi yonca lodi'nin mum lekesi oldu popüler müzik dinlemesem de eligül dostum dinle dedi dinledim tavsiye ederim güzel bir ezgi imiş (:


En son ne zaman ve neye/kime aşık oldun?

son zamanlarda demeyelim biz buna ;çünkü ben cahit sıtkı tarancı üstadın dediği üzre aşk adamıyım günü birlik ,anlık değildir sevdalarım; çünkü ben aşk adamıyım (:


En son okuduğun kitap/film?

en son okuduğum kitap ernst hemingway üstadın çanlar kimin için çalıyor adlı eseri dün itibari ile beyoğlu sahaf festivalinden edinmiş olduğum bu kitap çok ama çok güzeldi (: en son izlediğim film inside man(içerideki adam) defalarca izlememe rağmen dün tv de rast geldimve yine izledim (:


Son zamanlarda en çok özlediğin?

en çok özlediğim çocukluğum, gün geçtikçe uzaklaşıyorum ve daha da bir özler oldum kendisini :(


Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu / şarkıcı / politikacı vs) olma hakkı tanınsaydı kim olurdun?

oyuncu olsaydım al pacino şarkıcı olsaydım janis joplin olurdum (: politikacı olmayı istemezdim (:


Yarın sabah ki ilk planın?

ilk planım iş yükümü hafifletecek bir liste oluşturmak (:


En sevdiğin huyun?

an'ı kaleme alabilmem (:


Şu anki bölümünde- mesleğinde olmasan ne olmak isterdin?

şu an kendimi emanetçi gibi görmekteyim ,
ne olmam gerektiğini çok iyi biliyorum
ama buralarda söyleyemem;
çünkü fettan bakışlılar var, nazar değebilir (:


Okurken en zevk aldığın üç blog?


dalgaları aşmak abla dostum


siyah kelebek abla dostum


esmir abla dostum



ben bu mim'i kimseler ile paylaşmıyorum çünkü bugün narsist günüm benim hıh :P